Alfabesi Farklı Olan Bir Dil Öğrenmek

Bir süredir eğitim müfredatına Osmanlıca’nın gireceği konuşuluyor. Bildiğiniz üzere Osmanlıca’da Arap alfabesi kullanılır. Osmanlıca Arapça, Farsça ve Türkçe’den oluşturulan bir dildir. Yani yaygın kanıya göre bugün kullandığımız dilin Arap alfabesiyle yazılan halidir. Osmanlıca’dan yola çıkarak bazıları farklı alfabesi olan bir dili öğrenmenin zorluklarından, bazıları da Türklerin bu dile aşina oldukları için kolaylıkla öğrenebileceklerinden bahsediyor. Aynı şekilde Hintçe’de de yaklaşık 5.000 Türkçe kelimenin kullanıldığını düşünürsek, 5.000 ortak kelime Hintçe’yi öğrenmemiz konusunda bize avantaj mı sağlar yoksa hiçbir etkisi olmaz mı sorusunu akla getiriyor.

Ermenice, Süryanice, Arapça, Yunanca, Gürcüce, Japonca, Çince, Hintçe, İbranice, Rusça gibi dillerin alfabeleri, dünyada alfabesi farklı olan dillerden sadece bazıları. Mutlaka aralarından birini öğrenmek istediğin veya denediğin ama başaramadığın zamanlar da olmuştur. Bu konuyla ilgili bazı araştırmacılar, ana dilimiz, öğrenmek istediğimiz dilin alfabesine benziyorsa kolaydır, bazıları ise yeni bir dil öğrenmenin alfabe farklılığıyla alakası yoktur, her türlü öğrenilir diyor. Hatta bazı araştırmacılar insan beyninin doğuştan itibaren her alfabeyi öğrenip konuşabileceğini söylüyor. Eğer her dili öğrenebileceğimiz doğruysa, halen neden bazı dilleri konuşmakta ya da anlamakta zorlanıyoruz?

Bunun sebebi sadece alfabe farklılıklarından değil, dil öğreniminde yaşanan her türlü olumlu ya da olumsuz düşüncenin meydana gelip işleri karıştırmasından kaynaklanıyor. Hayatı yolunda giden kişilerin motivasyonu çoğu zaman yüksek oluyor ve bu da yeni bir dil öğrenmelerinde olumlu yönde etki ediyor. Aslında durumun ne alfabeyle ne de zeka seviyemizle ilgisi var.Yani tamamen duygusal!
Ama biz yine de alfabelere ve zorluklarına göz atalım. Örneğin İngilizce ve Türkçe alfabeleri birbirine fazlasıyla benzer. Ama İngilizce, harflerinin sabit ses değerlerinin bulunmaması ve okuma konusunda daha zorlayıcı olması yönüyle Türkçe’den ayrılır. Rusça’da ise, Latin harfleri tüm sesleri ifade etmek için yeterli değildir ve bu sebeple alfabeleri bizimkinden farklıdır. Ayrıca Rusça’da vurgu çok daha önemlidir. Rusça’daki sözcüklerde vurgunun belli bir yeri yoktur ama Rus dilini öğrenirken vurguyu da ezberlemek gerekir.

Çince ve Japoncada ise durum apayrı. Birçok bilim adamı görsel hafızanın her konuda algıyı kolaylaştırdığını ve öğrenmeyi tetiklediğini savunuyor ve bu sebeple resim-dil olarak adlandırılan Çince ve Japonca alfabelerini öğrenmek sanıldığının aksine zor değil.

iyi-ki-farklı-diller-var

Peki bu sıkıntılar nasıl aşılmalı dersen sana birkaç yol göstereceğiz, yolları izleyip izlememek de yine sana düşüyor;

  1. Bir anda tüm alfabeyi ezberlemeye ve anlamaya çalışma! İlk olarak gözüne tanıdık gelen harf ya da resimlerden öğrenmeye başla. Örneğin öğrenmek istediğin dilin alfabesinden hali hazırda bildiğin Latin alfabesine benzer harfleri seç ve nasıl okunduklarını, hangi cümlelerde yer aldıklarını öğren. İlk aşamada oldukça işine yarayacaktır.
  2. Japonca ve Çince gibi resimli alfabeleri bilindik objelerle ya da şekillerle ilişkilendirmeye çalış. Baktığın harf sana neyi anımsatıyorsa, ileride o harfi ve kelimeleri kullanmak istediğinde aklına o obje gelecek ve harfi dolayısıyla kelimeleri hatırlamanda yardımcı olacak.
  3. Mümkün oldukça çok yazı çalışması yap. Yazarken sürekli kullandığın alfabe dışında bir alfabeyi yazmak aslında işin en zor kısmı. Bu nedenle hemen hemen her gün aynı ilkokuldaki gibi, aynı harflei 30 kere çizmeyi dene. Harfleri güzel yazana kadar, bıkmadan yorulmadan çiz. Bu hem el yazını geliştirmen de hem de başkalarının yazdıklarını anlaman konusunda sana çok faydalı olacak.
  4. Öğrendiğin yeni alfabedeki harflerin Türkçe’de hangi harflere karşılık geldiğini yan yana yaz. Bunu liste halinde yazıp, her duvarına da asabilirsin. Tabi ki, her gün okumak şartıyla.
  5. Öğreneceğin alfabeyle yazılmış web sayfalarını ya da kitapları okumaya çalış. Okumaya çalışmak, harfleri bilmesen bile aşinalık kazanmana yol açacak.
  6. Özellikle farklı bir alfabeyle yazılan bir dili konuşmak en zor kısımlarından biridir. Bu yüzden öğrendiğin harfleri ya da kelimeleri sesli oku. Kendi sesini duyarak hatalarının üzerinde çalışma şansın olacaktır.

Tüm bu saydıklarımız yeni bir dili ve haliyle alfabesini öğrenmeni kolaylaştıracak basit teknikler. Bunun yanında istekli olmak ve azimden ayrılmamak çok çok önemli. Ama yukarıda da söylediğimiz gibi uzmanlar motivasyonu en çok etkileyen unsurlardan birini de manevi yakınlık olarak tanımlıyor. En çok görmek istediğin ülke, en çok anlamak istediğin roman yazarı, seni en çok büyüleyen şehir, o dili öğrenmende fazlasıyla etkili olacak. Flamenko aşığıysan İspanyolca’yı daha rahat kavrayabileceğini söyler dil bilimciler. Fransız sanat filmleri seni ekrana en çok kilitleyenlerse her ne kadar Türkçe’den çok farklı söyleniş tarzı olsa da kolayca konuşabileceğini göreceksin. Şimdiden yeni serüveninde başarılar!

Sizce, farklı alfabeyi kullanan bir dili öğrenmek daha mı zor? Fikirlerinizi yorum olarak yazabilirsiniz.